Mahir Ünal, MKYK Toplantısı Sonrası Gündemi Değerlendirdi.

MAHİR ÜNAL: Ana kademe, gençlik kolları, kadın kolları, devam eden kongrelerle ilgili MYK’da konu görüşüldü. Bu çerçevede, süreç sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Yani gençlik kollarımız şuana kadar 99’un üzerinde kongresini tamamlamış durumda. Kadın kollarımız yine aynı şekilde devam ediyor. Ana kademe kongrelerimizde daha çok ilçe kongrelerimiz düzeyinde devam ediyor. Yine aynı şekilde yeni yasama yılı biliyorsunuz 1 Ekim’de başlıyor. Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi parti grubu çalışmaları da merkez yönetim, yürütme kurulu toplantımızda ele alındı. Bu çerçevede hem uyum yasalarına dönük çalışmalar, hem de önümüzdeki süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama yılında Ak Parti grubu olarak bizim sunacağımız katkılar ve çalışmalar değerlendirildi. Aynı zamanda Almanya’daki seçim sonuçları ve şuanda Kuzey Irak’ta dün yaşanan referandumla ilgili de MYK’mız bir değerlendirme yaptı. Bildiğiniz gibi özellikle Almanya’da seçim sonuçlarına baktığımızda, aslında kampanyalarını Türkiye karşıtlığı üzerine kuran partilerin özellikle merkez siyasetin ciddi bir yara aldığını, ciddi bir oy kaybı yaşadığını görüyoruz. Bizim bu süreçte hep söylediğimiz şey şuydu; herhangi bir şekilde ırkçı söylem üzerine siyasetinizi inşa ederseniz, kendi ülkenizde merkez siyaseti zayıflatırsınız. Bunu her zaman söyledik. Çünkü bu Hollanda’da da bunu gördük. Biliyorsunuz, hala Hollanda’da şuanda hükümet kurulamamış durumda. Aynı şekilde Almanya’da Merkel’in yaklaşık 9 puanlık oy kaybının getirdiği sonuçları nasıl yöneteceğini şuanda Almanya ve Merkel özelide düşünüyor. Biz burada şunu ısrarla söylüyoruz değerli arkadaşlar, zaten aslı varken sizin yürüttüğünüz ırkçı söyleme, seçmen neden oy versin? Bunu da söylemiştik ve aynı şekilde maalesef yükselen ırkçı söylem, kendi merkezini buldu. Yani ne Schulz’un nede Merkel’in söylemine bu siyasal talep, bir cevap olarak, oy olarak dönmedi. Ve kendi asli siyasal merkezi olan ilgili AFD’ye ilgili siyasi partiye gitmiş gözüküyor. Maalesef bu süreçte bizle uğraşmaktan iç siyaseti unuttular. Neticede ırkçılığa yol açtılar. Ve maalesef yine ikinci dünya savaşından sonra ırkçılar, ilk kez parlamentoya girdiler Almanya’da. Türkiye’yi otoriterleşmeyle eleştirenler, ırkçılığa yol açan siyasi patika oluşturdu maalesef Almanya’da. Cumhurbaşkanımız uyarılarıyla bir kez daha haklı çıktı. Ve burada bir şeyin daha altını çizmemiz gerekiyor ki; Yüzde 51’le seçim kazanan Sayın cumhurbaşkanımızın meşruiyetini tartışanlar maalesef ittifakla girdiği seçimle, ancak Yüzde 32 oy alabilmiş durumdalar. Kuzey Irak özelinde de bunu tekrar tekrar söyledik, bir kez daha söyleyelim. Kuzey Irak bölgesel yönetiminin tek taraflı referandum kararını, sonuçları her ne olursa olsun Türkiye’nin tanımayacağını daha önceden ifade etmiştik. Bu referandumun, ne Araplara, ne Kürtlere, ne Türkmenlere, ne Ezidilere, ne Süryanilere, faydasının olmayacağını, bölgede şuanda oluşturulmaya çalışılan istikrara ve barışa herhangi bir katkı sunmayacağı gibi yeni gerilim alanları oluşturacağını ısrarla ifade ettik. Aynı şekilde bizim ısrarla bu süreçte aldığımız pozisyonun, Kürt kardeşlerimizle, Kürtlerle, Kürt düşmanlığıyla hiçbir ilgisinin olmadığını, bu meselenin tamamıyla uluslar arası ilişkilerin bir meselesi olduğunu, bu meselenin Türkiye’nin milli güvenliği, sınır güvenliği, bölgenin istikrarı ve barışı çerçevesinde ele alındığını, defaatle ifade ettik. Ve biz özellikle hem Suriye’de hem Irak’ta bir düzen arayışı içerisindeyken, bir istikrar ve barış arayışı içerisindeyken ve düne kadar Kuzey Irak bölgesel yönetimi her konuyu bizimle istişare ederken bir sabah kalkıp, referandum kararı alması ve aldığı bu referandum kararının da özellikle İsrail hariç bölge ülkelerinin tamamı tarafından tasvip edilmemesi ve onaylanmamasını da aynı şekilde dikkatlerinize sunmak isterim. Son olarak bu çerçevede şunu söyleyeyim. Türkiye ve Ak Parti bölge Kürtlerinin hakları ve kazanımları konusunda uzun yıllardan beri ciddi çabalar harcamıştır, harcamaya devam etmektedir. Hiç kimse, bu meseleyi Türkiye’nin bölgede yaşayan Kürtlerle ilgili bir karşı duruşu olarak ele almasına asla müsaade etmeyiz. Kürtler bizim bölgedeki kadim müttefiklerimizdir. Ve bu konuda Türkiye’nin tavrı son derece açıktır. Bizim bölgede bir oldubittiye karşı çıktığımızı ve bunu da kabul etmeyeceğimizi ifade etmemizin ayrı hukuku ve sebebi var. Bunu da sizlerle paylaşmak isterim. Evet arkadaşlar, sorularınız varsa, sorularınızı alabiliriz. Buyurun Celal Bey?

GAZETECİ: Efendim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın istifası çok konuşuldu, çok tartışıldı ama bu konuya ilişkin olarak bilinmeyen tek bir şey var ki, o da neden istifa ettiği. Buna yönelik olarak hem Sayın başbakan, hem de Sayın cumhurbaşkanı Kadir Topbaş’ın bu istifadan önce, kendileriyle görüştüğünü ifade etmişti. Ancak kamuoyuna yansıyan herhangi bir gerekçe şuana kadar yok. Paylaşılabilecek bir gerekçe var mı acaba kamuoyuyla?

MAHİR ÜNAL: Şimdi değerli arkadaşlar, istifa kişisel bir karardır, kişisel bir tercihtir. Burada sayın Kadir Topbaş’ın hem istifasını açıkladığı esnada, hem de daha sonraki açıklamalarında açık bir şekilde bunun kendi kişisel kararı olduğu ve bir sürecin sonunda bu kararı aldığını, onurlu bir şekilde görevini yerine getirdiğini ve onurlu bir şekilde de görevini teslim ettiğini ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan istifasının Ak Parti siyasetinden, partisinden, davasından ayrılmak anlamına gelmediğini kendisi ifade etti. Tabiî ki Ak Parti siyasetinin bir neferi, bu davanın bir eri olduğunu ifade eden Sayın Kadir Topbaş bu süreçte tabiî ki istişarelerde bulunmuştur ve bu istişareler sonucunda kendi kişisel kararını, kişisel tercihini yapmış ve kamuoyuyla da bunu paylaşmıştır. Burada hiçbir şekilde, hiçbir tercihi biliyorsunuz tek bir nedenle izah edemeyiz. 13 yıl boyunca Sayın Kadir Topbaş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızı yürütmüştür. Bu süreç içerisinde yaşananlar, bu süreç içerisinde olup bitenler, bunların tamamının toplamı Sayın Kadir Topbaş’ı bir tercih noktasına getirmiş ve oda bu kararını kamuoyuyla paylaşmıştır. Evet buyurun?

GAZETECİ: Efendim Sayın cumhurbaşkanı, af edersiniz Sayın başbakan referandum sonrasında siyasi asgari ekonomik tedbirler olabilir, yaptırımlar olabilir yönünde açıklamalar yapmıştı. Bugünkü toplantıda bu tür yaptırımlar söz konusu oldu mu, görüşüldü mü? Birde Habur Sınır Kapısıyla ilgili bir tasarruf söz konusu olacak mı?

MAHİR ÜNAL: Şimdi değerli arkadaşlar, Ak Parti şuna çok dikkat eder, Ak Parti öncelikli olarak Türkiye’de toplumsal taleplerin, toplumsal ihtiyaçların, Türkiye’nin vizyonunun ve Türkiye’nin hedeflerinin üretildiği, Türkiye siyasetinin üretildiği partidir. O yüzden Ak Parti bir siyasi akıl çerçevesinde meselelere bakar. Bütün bu siyasi aklın, bir devlet aklına dönüştürülmesi tabiî ki hükümetin ve aynı şekilde cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığının her birinin ayrı pozisyonu söz konusu. O yüzden biz, MYK toplantılarında daha çok meseleyi siyaset zemininde ele alır, bir siyasi akıl çerçevesinde değerlendirir ve düşünürüz. Bu çerçevede baktığımızda öncelikli olarak bugüne kadar cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamalar, yani genel başkanımızın yaptığı açıklamalar, genel başkanvekilimizin yani başbakanımızın yaptığı açıklamalar, dışişleri bakanımızın bugüne kadar yaptığı açıklamalar, bütün bu değerlendirmeler ve aynı şekilde Milli Güvenlik Kurulu’nda alınan tavsiye kararları ve Milli Güvenlik Kurulu toplantısının hemen akabinde Bakanlar Kurulu’nun meseleyi ele alışı ve Sayın hükümet sözcümüzün meseleye dair değerlendirmeleri hepinizin malumudur. Şuanda siyasi olarak Ak Parti meseleye nasıl bakıyor diye soracak olursanız; 
Bir, biz bölgede artık terör fazının başka bir sürece dönüştüğünü görüyoruz. Yani bugüne kadar bölgenin terör örgütleri üzerinden terörize edilmesi süreci, artık yeni bir faza dönüşmüş durumda. Bu yeni faz, öyle görülüyor ki, bölgede sınırların konuşulduğu, statülerin konuşulduğu, gerilim alanlarının değiştirildiği bir sürece evriliyor, devletler eliyle. Biz burada şu kararlılığı Ak Parti olarak, net olarak koyuyoruz. Biz bölgemizde sınırların değişmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bizim sınırlarımız bellidir. Bizim Irak’la sınırlarımız bellidir, bizim Suriye ile sınırlarımız bellidir. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğumuzu, Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olduğumuzu ve bölge henüz daha İsrail’in yeni kurulmuş bir devlet olarak,  İsrail’in oluşturduğu gerilim alanlarını bile yönetemezken, bölgede yeni kurulacak ya da kurulan, kurulmuş olacak bir statünün, bir devletin oluşturacağı gerilim alanlarının, bölge istikrarına ve bölge barışına ciddi anlamda zarar vereceğini biliyoruz. Ve biz herhangi bir şekilde, bölgede bir oldu bittiye de müsaade etmeyeceğiz. Sınır kapılarımız, şuana kadar kapatılmış değil. Çünkü Irak merkezi yönetimi, sınır kapılarını teslim almak için harekete geçmiş durumda. Biz, Irak merkezi yönetiminin sınır kapılarını teslim almak için başlattığı bu girişimin sonucuna göre sınır kapılarıyla ilgili de kararımızı açıklayacağız. Evet başka arkadaşlar, buyurun?

GAZETECİ:  Murat Pazarbaşı, CNN Türk. Efendim, toplantıda hem meclisin çalışmasına ilişkin konuların ele alındığı hem de bu kapsamda uyum yasalarıyla ilgili konuların görüşüldüğünü söylediniz.

MAHİR ÜNAL: Evet.

GAZETECİ: Geçtiğimiz günlerden bu yana da bazı bu uyum yasalarına ilişkin bilgiler kamuoyuna yansıyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların, parti çatısı altında kampanyalarını yapabileceği, parti logosunun kullanılabileceği, parti olanaklarının kullanılabileceğine ilişkin daha başka bir takım yeniliklerde söz konusu. Bu konular değerlendirildi mi? Parti de bu yönde bir çalışma söz konusu mu?

MAHİR ÜNAL: Evet, bu konuda arkadaşlar değerlendirildi. Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi daha önce biliyorsunuz partimiz uyum yasaları konusunda hemen 16 Nisan halk oylamasının akabinde biz oluşturduğumuz bir komisyonla, hem siyasi olarak, hem de hükümetimizin Adalet Bakanlığı nezdinde yürüttüğü çalışmalar vardı. Bu çalışmalar sonuçlanmak üzere çünkü önümüzdeki süreçte hızla uyum yasalarının meclise taşınması ve biliyorsunuz 2019 yerel seçimlerinin 1 yıl öncesinde bütün bu yasal düzenlemelerin tamamlanması gerekiyor. O yüzden bu takvime göre biz, bu çalışmaların hükümetimiz nezdinde, meclis grubumuz nezdinde ve partimiz nezdinde ortak bir çalışmayla sonuçlandırılması için bütün gayretlerimizi sarfediyoruz. Bu çalışmanın içeriğini takdir edersiniz ki tamamlandığında meclis grubumuz sizlerle paylaşacaktır. Buyurun?

GAZETECİ: Celal Bey’in sorusuna ek yapmak isterim efendim. Pazar günü Sayın cumhurbaşkanı, İstanbul İl Başkanlığı’nda belediye başkanlarıyla bir arya geldi. Perşembe günü de bir seçim yapılacak. Ak Parti, İstanbul için adayını belirledi mi? Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın ismi geçiyor kulislerde.

MAHİR ÜNAL: Şimdi değerli arkadaşlar, öncelikle burada karar verici olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Meclisi’dir. Burada Perşembe günü yapılacak meclis seçimleriyle başkanın kim olduğuna bizzat belediye meclisi karar verecektir. Ama bizde tabi bu seçim öncesinde doğal olarak kendi istişarelerimizi yaptık, kendi değerlendirmelerimizi yaptık. Hem milletvekillerimizin, İstanbul milletvekillerimizin, hem İstanbul belediye başkanlarımızın, hem İstanbul il başkanlarımızın, meclis üyelerimizin, bütün tarafların meseleye bakışı, değerlendirilmesi, istişare edildi, değerlendirildi. Ve bu istişareler doğrultusunda meclis üyelerimiz o gün bir karar verecekler. Bu karar İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kendi özgür kararıdır. Evet arkadaşlar, başka soru yok sanıyorum. Ben hepinize çok teşekkür ediyorum. Hepinize iyi günler diliyorum.

GAZETECİ: Sayın başkanım çok af edersiniz, TEOG’la ilgili Sayın milli eğitim bakanının yapacağı bilgilendirme olacaktı Bakanlar Kurulu’na ama bu değerlendirme yapıldı mı acaba? Bu sınav sistemleriyle ilgili ya da yeni eğitim sistemleriyle ilgili bir takvim belirlendi mi, ne zaman kamuoyuyla paylaşılacağı konusunda?

MAHİR ÜNAL: Milli eğitim bakanımızın şuanda daha doğrusu Milli Eğitim Bakanlığımızın şuanda yürüttüğü bir çalışma var. Ve bu çalışmanın esası öğrencilerimizin başarı endeksli bir sistemden çocukların sosyal becerilerini, iletişim yeteneklerini, değerlerini, sosyal hayatın içerisindeki yani bir birey olarak çocuğun bütün özelliklerinin dikkate alındığı ve değerlendirildiği bir sistem arayışı Türkiye’nin çok uzun bir zamandan beri arkadaşlar zaten var. Bu konuda da Milli Eğitim Bakanlığımızın daha önceden yürüttüğü çalışmalar hızlanmış durumda. Ama Milli Eğitim Bakanlığımız, Bakanlar Kurulu’nda bu sunumu yaptı mı,  bunun bilgisi açıkçası bende yok. Evet, teşekkür ediyorum, iyi günler diliyorum arkadaşlar.