Genel Gündem

Basın Açıklaması.

CHP'nin düzenlemiş olduğu sözde “Adalet” Kurultayı, adalet mefhumunu istismar etme tarzıyla siyaset tarihimize bir utanç belgesi olarak geçecek bir sonuç bildirgesi yayımlamıştır. 

Kurultayın sonuç belgesi; adalet, ekonomi, inanç özgürlüğü, eğitim, farklı yaşam tarzlarının güvence altına alınması, medya çeşitliliği konularında AK Parti iktidarlarının sağladığı yüksek başarıları inkar etmenin yanında, belgedeki asıl amacın "Türkiye'de hukuk yok" mesajı ile uluslararası alanda FETÖ davalarını hükümsüz kılmak olduğu açıkça görülmektedir.
 
Bildirgenin temel hedefi, adalet istencini istismar ederek, uluslararası alanda Türkiye’ye saldıran kesimlere altlık oluşturmak ve onlar adına uluslararası kamuoyuna içeriden seslenmektir.
 
Şüphesiz bu ülkenin tüm siyasi partileri, her konuda görüşlerini ifade edebilir, bu minvalde sorunlu gördükleri konulara dair öneri ve eleştirilerini dile getirebilir. Adalet mücadelesi ise tüm tartışmaların da ötesinde, meşruluğu tartışma konusu dahi yapılamayacak kadar kutsal bir mücadeledir. AK Parti hükümetleri 2002’den bu yana Adalet mücadelesini meşru zeminde, millet adına en etkin şekilde yapabildiği için milletimizin takdirine mazhar olmuşlardır.
 
Kılıçdaroğlu CHP’si böylesine kutsal bir mücadeleyi meşruiyet zemininde yürütmek yerine, devletin, anayasanın, mahkemelerin meşruiyeti olmadığını ifade etmektedir. Ağır bir darbe girişimi yaşamış ve bunun sonuçlarını yönetmeye çalışan, terör örgütleri ile zorlu bir mücadele verilen ülkemizde devletin çöktüğünü söylemekle ne yapılmak istendiği gayet açıktır.

"Türkiye'de hukuk yok, mahkemelerde adalet yok, hakimler iktidardan talimat almaktadır" açıklamalarıyla iç hukuk yolları yok sayılmakta, bu yolla FETÖ'cülerin doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru yolları açılmaya çalışılmaktadır. Keza yargılamalar sonuçlandıktan sonra ise AİHM'e bu açıklamalar ile yargı kararlarını bozmak için bir altlık sunulmaktadır.
 
FETÖ’nün düzenlendiği
MİT tırları operasyonu üzerinden Türkiye'yi yargılatmayı amaçlayan büyük kumpasın bir parçası olan Kılıçdaroğlu, bugün Türk yargısına saldırarak 15 Temmuz işgalcisi FETÖ'cülerin yargılanmasını uluslararası alanda hükümsüz kılacak bir girişim içindedir.
 
Ahlaki ve siyasi 
meşruiyeti gözeten bir adalet mücadelesi, Anayasayı "gayrımeşru", seçilmiş hükümeti "sivil dikta", seçilmiş Cumhurbaşkanını "diktatör" ilan ederek sokak ve örtülü isyan çağrısı yaparak yapılmaz. 
 
Kılıçdaroğlu'nun CHP'si hangi Anayasal düzen içerisinde adalet aradığını topluma açıklamak durumundadır. Devam eden yargı süreçlerine bu kadar aleni bir şekilde saldıran Kılıçdaroğlu'nun bu tutumu Anayasa'nın 138. maddesine uygun mudur? Bunu da aziz milletimizin takdirine bırakıyoruz.