Genel Gündem

AK Parti değişimi yönetiyor.

AK Parti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar partiye dönmesinin ardından bir değişim ve dönüşüm sürecine girdi. Yaşanan bu değişim ve dönüşümü AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, Gerçek Hayat’a anlattı.

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kurucusu olduğu partiye dönmesinin ardından yeni bir atılım dönemine giren AK Parti, nasıl bir değişime girecek?

AK Parti aslında her zaman olduğu gibi reformcu karakteriyle değişimi yönetmeye devam ediyor. Kurulduktan 14 ay sonra iktidar olmuş ve 15 yıldan beri de girdiği her seçimi kazanmış bir partiden bahsediyoruz. AK Parti’deki değişimi, dönüşümü konuşurken önce AK Parti’yi konuşmak lazım. Çünkü AK Parti zaten sürekli kendini yenileyen, kendini güncelleyen ve değişimi yönetebilen bir siyasi hareket olduğu için 15 yıldan beri girdiği bütün seçimleri kazanıyor. Şimdi yeni ne var onu sormak lazım. Yeni çok şey var.

 Siyaset kendi eksenine oturdu

Türkiye’de seçilmiş Cumhurbaşkanının siyasetle ilişkisini engelleyen düzenlemelerin ortadan kalkmasıyla birlikte siyaset kendi merkezine oturdu. Millet 2007 yılında Cumhurbaşkanını halkın seçmesine karar verdi. 2014’de Cumhurbaşkanı halk tarafından seçildi. Fakat bir eksiklik vardı. Seçilmiş Cumhurbaşkanı kimdir? Halk tarafından seçilmiş bir siyasetçidir, bir siyasi aktördür. Şimdi seçilmiş Cumhurbaşkanına, siyasi aktöre “Siyasetçi gibi davranmayacaksın” demek kabul edilebilir bir durum değil. Cumhurbaşkanı siyaset yoluyla seçiliyor. Siyaset kurumu aracılığıyla seçiliyor. Siyasi aktörlerin arasından seçiliyor. 16 Nisan halk oylamasıyla birlikte artık Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiğinin kesileceğine dair anayasal düzenlemenin ortadan kalkması ve yeni bir anayasal düzenleme ile ilişiğinin devam ettirilmesiyle birlikte siyasette taşlar yerine oturdu ve siyasetin ekseni doğru merkeze oturdu. Sayın Cumhurbaşkanımızın genel başkan olmasıyla birlikte taşlar yerine oturdu. Bu önemli bir yenilik.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi büyük bir devrim

2019’da Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçiyoruz. Bu Türkiye tarihi açısından başlı başına büyük bir devrim ve değişim. Çünkü bugüne kadar Türkiye, koalisyon hükümetleri ve parçalı siyasetin oluşturduğu istikrarsızlıktan çok çekti. Türkiye, 80’leri kaybetti, 90’ları kaybetti. Türkiye’de siyasetin konsolide olması engellendiği için siyasi istikrar oluşmadı. Siyasi istikrar oluşmayınca ekonomik istikrar oluşmadı. Dolayısıyla Türkiye’nin büyüme ve gelişme potansiyeli hayata geçirilemedi.

İstikrarsızlığın sona ermesi büyük bir yenilik 

15 yılda biz bir şey gördük. Siyasi istikrar sağlandığı zaman ekonomik istikrar sağlanıyor. Ekonomik istikrar sağlandığı zaman da ülke önünü görmeye başlıyor. Ülke önünü görmeye başladığı zaman hedefler koymaya başlıyor. 2023-2053-2071 hedefleri… Türkiye’nin önü açılıyor. Şimdi artık Türkiye’ye yüzde 50+1’in oluşturduğu büyük bir siyasi istikrar geliyor. İstikrarsızlık dönemleri sona eriyor. Bu çok büyük bir yenilik. Şimdi yeni sistemde seçim kazanmak öyle kolay değil. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan her zaman yaptığı gibi, Türkiye kazanacaksa biz kaybedelim yaklaşımı ile hareket etti. Yani biz kazanalım diye düşünseydi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine evet dememesi gerekirdi. “Zaten ben girdiğim seçimleri kazanıyorum, niye yüzde 50+1 ile kendimi riske atayım” derdi.  AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanımızın temel karakteristiği bu olduğu için Sayın Cumhurbaşkanımız “Türkiye’nin kazanacağı bir sistemi getirelim” dedi. Türkiye’nin kazanacağı bir sistemi getirdi. Böyle bir sistemle Türkiye kazanırken tabi ki Türkiye sevdalıları da kazanacak.

Milletimiz gerekli dersi verecek 

Sayın Cumhurbaşkanımıza “Seni başkan yaptırmayacağız’, ‘Seni yargılatacağız’, ‘Bu ülkeden kaçacaksın’ diyenlere milletimiz, sırf milletin adamı olduğu için, sırf milletin iradesini ve emanetini sağlam bir şekilde taşıdığı için 2019’da gerekli dersi verecek.

Bütün yapılar elden geçiriliyor 

AK Parti şu anda ne yapıyor? 2019’a yönelik hazırlıklarını yapıyor. Genel başkan partiye döndü, partiyi elden geçiriyor, yerel yönetimleri elden geçiriyor, teşkilatları elden geçiriyor, hükümeti elden geçiriyor. Bütün bu yapıları 2019’a hazırlıyoruz.

2001’deki kriterler neyse bugünde o 

-Kongre sürecine girdiniz, yeni kadrolar seçilirken hangi kriterlere bakıyorsunuz?

AK Parti’nin bugüne kadar 2001’de ana kriter neyse bugünde o. Liderin partiden ayrılmasıyla birlikte siyasi boşlukta oluşan bazı sorunlar şu anda çözüme kavuşuyor. Yoksa AK Parti değerlerinden kopmuş da yeniden değerler kazanıyor değil. AK Parti’nin değerlerinden bir tanesi diğergamlık.  Yani Türkiye kazanacaksa biz kaybedelim der AK Parti. Bir tanesi samimiyet ve şeffaflık.  Liderimiz ve partimiz kalbinde ne varsa dilinde onu söyler. Kapının arkasında söylediğini milletin önünde de söyler. Milletin önünde söylediğini kapının arkasında da söyler.

Aynı ilke ve değerler etrafında yola devam ediyoruz 

Biz her zaman insan merkezli düşündük. Çünkü insanı yaşat ki devlet yaşasın dedik. Biz her zaman bu ülkenin merkezinden konuştuk. Biz herhangi bir etnik ya da kültürel yapıya yaslanarak değil, Türkiye’nin büyük medeniyet bakiyesine yaslanarak konuştuk. Biz kimseyi ötekileştirmeden, hiçbir ayrımcılığa müsaade etmeden yaradılanı yaradandan ötürü severiz dedik. AK Parti’nin ilkeleri son derece açık, belli ve şeffaf. Dün ilkelerimiz, değerlerimiz ve kırmızı çizgimiz neyse, bugün de aynı ilkeler ve değerler etrafında biz yola devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımız genel başkanımız da bu konudaki hassasiyetini her defasında ifade ediyor. Bir konuda uyarı yapmakla bir konuda uygulama yapmak arasında fark vardır.

 İstikamet uyarıları 

 -Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, teşkilata uyarılarda bulunuyor, bu uyarılar ne anlama geliyor?

Cumhurbaşkanımız, genel başkanımız 11 milyon üyesi olan 2 milyonun üzerinde teşkilat mensubu olan bu dev yapıya dönük bazen uyarılarda bulunuyor. Bu uyarılar bu dev yapının istikametini korumak için yapılan uyarılardır. Değerler konusunda, ilkeler konusunda, samimiyet konusunda, heyecan konusunda, dertli olma konusunda, davasının adamı olma konusunda uyarılar yapıyor. Tabi Ana muhalefet partisi bu tür şeylere alışık olmadığı için bu uyarıları sanki bir hastalık varmış gibi algılıyor. Hayır, bu uyarılar bu yapıyı istikamet üzere tutmak için yapılmış uyarılardır.

Defosu var diye görevden alınmıyor 

Bir de uygulamalar var, biz herhangi bir şekilde bu partinin değerlerine ilkelerine uygun davranmayan ve “Türkiye kazanacaksa biz kaybedelim” diğergamlığını göstermeyen, kendi heva ve hevesini merkeze alan ve davasının delisi olmayan kimseleri gördüğü anda zaten AK Parti yolunu ayırıyor. Bu şu demek değil, görev değişikliği demek bir takım defosu vardı da görevden alındı anlamına gelmez. Bu partide görev değişikliği bir bayrak yarışıdır. Ben bu partide Grup Başkanvekilliği yaptım, bakanlık yaptım, MKYK üyeliği yaptım, milletvekilliği yaptım. Şu anda genel başkan yardımcılığı ve sözcülük yapıyorum. Yani bir gün bir pozisyonda görev alırız, ertesi gün başka bir pozisyonda bize görev verirler. Tam da AK Parti ahlakı bu. Bize verilen görevleri beğenmemek gibi bir lüksümüz yok. Bizler neferiz. Bize derlerse “İl başkanlığı yapacaksın” il başkanlığı yaparız. Bize “Şurada duracaksın orayı muhafaza edeceksin” deseler, orada durur, orayı muhafaza ederiz. İl başkanlığından bir arkadaşımızın alınması o arkadaşımızın defosu olduğu anlamına gelmez. Bu bir bayrak yarışı anlamına gelir. Zaten diğerlerini biz açıklıyoruz. Teşkilat başkanlığımız AKBİS’te herhangi bir ilke ve değerlerden dolayı ayrılma söz konusuysa bunu partinin hafızasına yazıyor.

 Çok yoğun bir çalışma yürütülüyor

 -Teşkilatlarda ne kadar bir değişim bekleniyor?

Teşkilat başkanlığımız büyük devasa bir yapı. Başkan yardımcıları, bölge koordinatörleri, il koordinatörleri, il başkanlarımız bütün bunların illerde yürüttüğü çalışmalar var. İstişareler, görüşmeler, mülakatlar, değişik tarafları dinleyerek alınan kararlar var. AK Parti Teşkilat Başkanlığı bu konuda çok yoğun bir çalışma yürütüyor. Şimdiden şu kadar değişiklik olur demek hakikati yansıtmaz. Teşkilat başkanlığımız bu konuda AK Parti’nin değerlerine, ilkelerine AK Parti’nin bugüne kadar var olan hikayesine uygun yol arkadaşlarıyla yoluna devam edecek.

Diğer siyasi partiler de FETÖ ile mücadelede devletten destek almalı 

-Yeni kadroları seçerken sızmalara karşı nasıl önemler alıyorsunuz?

2013 yılından itibaren AK Parti bu konudaki hassasiyetini alarm seviyesine yükseltmiştir. 17-25 Aralık 2013’den sonra Sayın Cumhurbaşkanımız bu sivil toplum örgütü maskeli yapının maskesi düşüp gerçekte bir terör örgütü yapılanması olduğu anlaşıldıktan sonra ve paralel bir devlet yapılanması olduğu anlaşıldıktan sonra, öncelikli olarak biz siyasi hareketimizi bu yapıdan muhafaza ettik. O günden sonra hem genel seçimler hem yerel seçimler hem kongrelerde bu konuda son derece dikkatli ve hassas davranılmaya başlandı. Bu konuda biz devletimizden de destek alıyoruz. Bu bir devlet güvenlik sorunu olduğu için. Diğer siyasi partilere de bu konuda devletten destek almalarını öneririz. Bunlar bukalemun gibi. Her şekle giriyorlar. Her yapıya sızabiliyorlar. Diğer siyasi partiler de bu konuda devlet desteği almalılar. Bunların kim olduğunu en iyi devlet biliyor. Devlete sormak gerekiyor. Yürüyen bir davası var mı? Bunlarla iltisakı var mı? Ya da ilişkisi var mı? Bunu her siyasi partinin yapması gerekiyor.

Değişim yaşanırken siyaset gençleşiyor 

-Önümüzdeki dönemde genç ve kadın kadroların rolü nasıl olacak?

AK Parti kendisini yenilerken, güncellerken, içinde yaşadığı büyük değişimi yönetirken doğal olarak kendisini ve siyaseti gençleştiriyor. Biz seçme ve seçilme yaşını önce 25 yaşa, şimdi de 18 yaşa indirdik. Bir taraftan siyaseti gençleştiriyoruz, bir taraftan kadınlarımızı siyasetin önemli aktörleri haline getirmek için gerekli her türlü tedbirleri alıyoruz. Yerine göre bir kota uygulaması yapıyoruz, zorunluluk haline getiriyoruz. AK Parti’nin büyümesinde, gelişmesinde kadınlarımızın ve gençlerimizin çok büyük emeği, katkısı var. 2018 yılında AK Parti 18 yaşına girecek. Gençlerimizle daha yakın diyalog kurmak, daha yakın ilişki kurmak içinde her türlü iletişim fırsatını değerlendiriyoruz.

AK Parti herhangi bir parti değil 

–AK Parti 2019 seçimlerine 2001 ruhu ile mi hazırlanıyor?

AK Parti’nin temsil ettiği ruhu 2001 ile başlatamayız. AK Parti tarihin içinden akıp gelen bir fikir, bir inanç, bir duygu. AK Parti bir dünya tasavvurunun eylem biçimidir. Nebevi iklimden beslenen, yaşadığı çoğrafyada Hacı Ahmet Yesevi’den, Hacı Bektaşi Veli’den Mevlana’dan Yunus Emre’den ruh kökünü almış, 1071’de Malazgirt’te Sultan Alparslan’ın ortaya koyduğu iddiadır Ak Parti, Şeyh Edebali’nin bugüne dair rüyası, Atını denize süren Fatih’tir. Mehmet Akif, Fuat Köprülü, Nurettin Topçu, Erol Güngör’ün bugünü anlamadaki ve anlatmadaki sancılarıdır. Nihayetinde bu büyük medeniyetin bugünkü bakiyesinin taşıyıcısı olan bir hareket AK Parti. O yüzden AK Parti partilerden bir parti değildir. Ak Parti bir millet hareketidir. İşte bu ruhla seçimlere hazırlanıyoruz.

Mağdur ve mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz 

-2019 seçimlerine giderken Türkiye ve dünya nasıl bir AK Parti izleyecek?

Biz söyleyecek sözü olan bir partiyiz. Bugüne kadar hep doğru bir yerde durduk ve doğru şeyler söyledik. Cumhurbaşkanımız Genel başkanımız “dünya beşten büyüktür” derken doğru bir yerde durdu. Biz her zaman mazlumların, mağdurların ezilmişlerin yanında olduk. Gündüz Alp, Anadolu’ya geldiğinde Anadolu çok parçalı bir yapıydı. Gündüz Alp, Anadolu da en güçlü yapıların yanında yer almıyor. Gündüz Alp, zayıf yapılarla bir ittifak oluşturmayı tercih ediyor. Mensubu olduğumuz o büyük geleneğin özelliği vardır, biz zalime her zaman karşı dururuz. Mazlumun da her zaman yanında oluruz. Bu hiç değişmemiştir. Bizim zulme ve zalime meydan okuyuşumuzla, mazlumun yanında duruşumuz hiç değişmemiştir. Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında bütün bu özelliklerin tecessüm etmiş olmasıdır. Recep Tayyip Erdoğan’ın bu millet için bu kadar sevilen ve takip edilen bir lider olmasının altında yatan neden de budur.